Nasıl başarılı oluruz?

Bir yetenek yönetimi programı içinde yöneticilerimden biri hep hatırladığım şu sözü paylaşmıştı. “Buraya kadar geldiysen %80 bir şeyleri doğru yapmışsındır. Daha ileriye gitmek için %20 her zaman yeni şeylere yer aç.”

İnsanın kendi başarı tanımını yapmasını önemsiyorum.
Senin başarı tanımın ne? Şu anda yaptığın şeyi neden yapıyorsun?

Otomatik olarak, yapman gerektiği söylendiği için mi, senden beklenenin bu olduğunu düşündüğün için mi, istediğin için mi, eğlendiğin için mi, bütünün bir parçası olduğu için mi, başkalarına bir yardımı olduğunu düşündüğün için mi? Yoksa hepsi ya da hiçbiri mi?

Hepimiz için tanımlar farklılaşırken,  “birlikte başarmak” daha da zor günümüz bireyciliğinde.  En sevdiğim birlikte başarma işlerinden birini paylaştım.

Bir işe başlarken/bitirirken şu soruları sormanın faydasını görüyorum:

  1. Bu çalışmanın sonunda başarı neye benzeyecek?
  2. Hedefimi ve bunu gerçekleştirmek için her gün ne yapmam gerektiğini biliyor muyum?
  3. Bunları yapıyor muyum?
  4. Bugün yeni ne öğrendim?

Şirketlerde yıllık hedeflerimizi belirlerken çoğunlukla “maraton koşma” gibi bir hedef belirliyoruz. Fakat bunun için her gün yapılması gereken antrenmanlar, takip edilmesi gereken diyet, kaç litre su içmemiz gerektiği, günde kaç saat uyumamız gerektiği gibi konularda çok da takipçi olmuyoruz. Yıllık performans sistemleri yerine günlük performansınızı tutacağınız o gün sizi toplam büyük hedefinize götüreceğini düşündüğünüz 1 işi gün sonunda başarmış olsanız iyi olurdu değil mi?

Bugün başarmak istediğin 1 şey ne?

Uyandığınızda ilk iş telefona bakmak yerine buna karar vererek yataktan kalmak arasında ne kadar büyük farklar olduğunu ancak yapınca görebileceksiniz.

Yeni yılda kendi başarı tanımımızı için düşünmek ve içinde bulunduğumuz topluluk/lar ile birlikte başarma tanımımızı yapmak için iyi bir zaman Ocak ayı.

 

Advertisements

Zihni Berraklar Kumpanyası

İş yerimizde stresi azaltalım,esenliği ve  performansı arttıralım. İyi de nasıl?

Zihni berrak, kalbi büyük liderlerimiz olsun. İyi de nasıl?

Başarılı liderlik ile ilgili en sevdiğim tanımlardan biri Soğuk kalpler ve sıcak zihinlerin hiçbirşeyi başaramayacağı fikri üzerinedir.* Başarılı bir liderlik için berrak zihin şart. Berrak zihinlerden oluşan bir kumpanyayı nasıl yaratırız?

Bir Berrak Zihin aktivitesi olarak Mindfulness

Bireylerin, organizasyonların sağlığı yanısıra ulusların daha esenlikli, sağlıklı hale gelebilmesi için oluşturulan devlet politikalarının olduğu bir zamanda yaşıyoruz.

ABD ve İngiltere “A mindful nation” önermesi ile hükümet planlarına eğitim, sağlık, iş hayatı ve suçun azaltılması başlıklarında bu konuyu taşıyor.

Araştırmalar gösteriyor ki insanlar uyanık oldukları zamanın neredeyse %47’sinde yaptıkları şeyden başka bir şey düşünüyorlar.  Başka bir deyişle çoğumuz otomatik pilotta yaşıyoruz.

Hani bazen bazı insanlar için, “bedeni burada ama ruhu uzakta”, “aklı bir karış havada” gibi benzetmeler yaparız? İşte otomatik pilotta olduğumuzda başımıza gelen bu. Aslında bu, insanlığın ortak hastalığı. Zihin, kalp, beden bağlantısı kopmadan nasıl yaşayacağız? Bu hastalıktan kendimizi, şirketimizi nasıl koruyacağız?

Çoğunlukla analitik zekanın onurlandırıldığı,
bir baktın mı exceldeki eksiği şrrrak diye görme özelliğinin  prim yaptığı,
duygusal farkındalığın düşük seviyelerde yaşandığı,
sen odadan çıktıktan sonra insanların kendini bir mektup gibi buruşturulup fırlatılmış hissettiği,
hangi değerlerin yüceldiğinin bulanıklaştığı ortamlarda

berrak zihinleri, açık gönül gözlerini, kendini bilmeyi nasıl mümkün ve sürekli kılacağız?

Continue reading

Neden çalışıyoruz ?

İnsanların yaşamak için çalışmaktan, bir sosyal statü olarak çalışmaya geçtikleri günden beri yapılan iş, insanların kimliğini etkileyen çok önemli bir olgu.

Çalışmanın mutluluğu ve sıkıntısı* adlı kitabında ünlü filozof Alain De Botton İnsanların kendilerini işleriyle var ettikleri, tanımladıkları günümüz dünyasında insanların işleriyle ilişkilerinin de çok önemli olduğuna dikkat çekiyor ve şunu vurguluyor “ Eskiden biriyle tanıştığınızda onu tanımak için anne babasının kim olduğunu, nerede oturduğunu sorardınız. Şimdi tanışırken ilk soru “ne iş yapıyorsun?” ya da “nerede çalışıyorsun?” oluyor.”

Kısaca, işimiz bugün kimliğimiz üzerinde taşıdığımız, kim olduğumuzu anlatan önemli bir işaretimiz.

Yapılan araştırmalara göre  insanlara hayallerindeki iş sorulduğunda çoğunluk 2 yanıt üzerinde yoğunlaşıyor.  Continue reading

Ne iş yapıyorsun? Liderim

Richard Wellins DDI’ın Kıdemli Başkanlarından biri. DDI’ın yeni ürün ve servislerinin lansmanından ve global pazarlamadan sorumlu. Kendisi aynı zamanda liderlik gelişimi, çalışan bağlılığı ve yetenek yönetimi konusunda dünya çapında tanınmış bir uzman. Yayınlanmış 6 kitabı ve 40’ın üzerinde makalesi var. Dünyada 100’ün üzerinde konferansa katılmış bir konuşmacı. Kendisi bir konferansta şu sözleri söyledi: “Yıllardır uçakta yanıma insanlar oturur ve ben onlara ne iş yaptıklarını sorarım. İnsanlar hangi şirketlerde çalıştıklarını, kaç kişilik ekip yönettiklerini, ne kadar satış yaptıklarını, üretimin hangi aşamasından sorumlu olduklarını anlatır dururlar. Ancak….Henüz liderlik yaptığını söyleyen olmadı…”
Screen Shot 2014-09-02 at 10.48.09

2 şey varsa işimi bırakmam diyor insanlar: 1. Yöneticimi seviyorsam 2. Ürettiğim sonuçlardan gurur duyabiliyorsam. Sizin takımınızdaki çalışanlar biriikte ürettiğiniz sonuçlar ile gurur duyuyorlar mı?
Sonuç başaran ve ilk yöneticisini seven insanların bağlılıkları da yüksek oluyor.
Sadece kendi performansımızdan değil başkalarından performans çıkarmaktan da sorumluyuz.

Basit ama anlamlı bağlar kurmasını bekliyoruz liderimizin. Bu; kişileri organizasyona bağlamak da olabilir, kişilerin organizasyona hedeflere, birbirlerine, diğer takımlara bağlanmasını sağlamak da olabilir. Bunun için basit ama çok güçlü bağlar kurmak çok önemli. Burada da devreye influence / etki giriyor.

Organizasyondaki etkimiz ne? Yıllar önce bir kültür çalışmasında bu tanımı duymuş ve çok sevmiştim. Organizasyona birşey söylemek istiyorsanız bunu elinize bu hoparlör/ megafon alıp sesinizi duyurarak yapabilirsiniz, doğru. Ama bunun etkisi uzun sürmez. Organizasyona vereceğiniz mesajları tıpkı parfüm sıkar gibi iletmelisiniz. Liderler organizasyonlarının en iletken ekipleri.
Sizin etkiniz hangisi? Kalıcı hoş kokulu bir parfüm mü? Megafon mu?

Screen Shot 2014-09-02 at 10.52.36

Davranışlarımızın kökeni 1

Üniversitenin ilk yılı karşılaştığım bu kitabın bütün meslek hayatımı etkileyeceğini bilemezdim. Felsefe eğitiminin, psikoloji ve sosyoloji ile yakın temaslarından her zaman çok etkilendim. İnsan neden böyle davranıyor sorusuna ait pek çok yanıtı aradığım, bulduğum insan kaynakları alanı ise benim cennetim oldu diyebilirim.

davranış

Özel ilgi alanım olan bu konuda geçen yıl Ted ile 21 gün etkinliğinde izlediğim bir video bana yine doğru yolda olduğumu hisettirdi. Bugünlerde yeniden hatırlamak/hatırlatmak isteği duydum.

Davranışlarımızın kökeninde neler var? Hayvanlarda ahlaki davranışlar!

İnsanların rekabetçi, agresif, özünde kendi çıkarları için çabalayan yanları ile hayvanlar aleminin tuhaf benzerlikleri var. Bir yemeğe ulaşmak için işbirliği yapan şempanzelerde, fillerde insanlara çok benzer davranışlar görülebilir.
Şempanzelerin kavga ettikten sonraki barışma şekilleri, üzüntüden sonra birbirlerini teselli etme şekilleri ne kadar da insani. Neden sadece insan ırkının “iyilik” yapabileceğini düşünüyoruz ki? Tüm ekosisteme küçük bir bakış atmamız yeterli böyle olmadığını görmek için.
Kötü olmak gerçekten ruhumuzda mı? Bu bize de, bu özelliğimizin benzeştirilmeye çalıştığı hayvanlara da haksızlık.
Frans de Waal bir yandan deneylerini paylaşırken bir yandan soruyor: Ahlak hangi temellere dayanır?
Cevap : Adalet ve eşitlilk anlayışıyla ilişkilendirileren karışılık verme ve Empati ve şefkat. Elbette ahlak bunlardan fazlasını barındırıyor ama bu temelleri kaldırırsanız neler olabileceği ortada.

Empati denen şeyin “esnemek”ten geçtiğini gördüğünüzde çok şaşıracaksınız!

Hele hele şempanzelerin eşitlik için ortalığı ayağa kaldırdıklarını gördüğünüzde kendi sessiz kalışlarınızı sorgulayacaksınız.

İnovatif olunacak OL!

Klasik tanımı ile bir “trend” araştırması yaparken bir yandan aklıma Platon’un “ Güneşin altında yeni bir şey yok sözü” gelir.Binlerce yıl önce söylenmiş bu söz bir yandan beşeri gelişimi tahayyül etmeyi bile ıskalamış gibi görünse de kopyalanan, eklemeli yenilikler çağı bakımından belki de doğru olabilir.

2020’de işimizi etkileyebilecek makro konuları 2013 yılına hazırlanırken bu çalışmada özetlemiştim:

http://www.slideshare.net/elificoren/2020-16596003

2014 Aralık’ta tekrar yapmak için kendime hatırlatma!

Trendler tamam da gerçek ihtiyaç ne? İnsanların gerçekten neye ihtiyacı var? Bunu focus grup ile anlamaya çalışmayı bırakıp sahada yaşayınca gerçek inovasyonun yeşerdiğini düşünüyorum. Bu konuda bugüne kadar gördüğüm en iyi videolardan biridir.

İdeo’nun tasarım sürecini özetleyen kısa videoda bir şirketin inovasyon için keşfettiği sırları bulacaksınız, izlemeye değer.

IDEO shopping cart re-design process

Kısaca şirketimde inovasyonu yeşertebilmem için;

Öncelikle içinde bulunduğum ortamda, sektörde, ülkede, dünyada ne oluyor bunu bilmem gerekiyor. Buna gerçek ihtiyacı sahada görmek,  ihtiyaca yönelik çözüm geliştirmek, bunu yaparken disiplinlerarası bilgiyi kullanabilmek, çalışma ve iletişim kurallarını (bu ayrı bir yazı konusu) belirleyebilmek eşlik ediyor.

Esenlik

say something nice and say it loud : ) Güzel bir şey söyle ve mümkünse yüksek sesle…

Dil, iletişim, pozitif olmak önemli dedik. Son yıllarda üzerinde çok konuşulan kavramlardan biri de esenlik (wellbeing). Öyle ki ülkeler halklarının esenliği için politikalar üretmeye sivil toplum kuruluşları bu yönde çalışmaya başladı. Improve everywhere 11 Eylül saldırılarından sonra şehirlerde toplu mutluluk hissi yaratacak etkinlikler yapmaya başlayan bir gönüllü kuruluş- bu videoyu çok seviyorum ve soruyorum:  Şirketinizin en görünen yerine böyle bir kürsü koysanız neler olur?

http://www.youtube.com/watch?v=RwEYYI-AGWs

Bu arada önümüzdeki günlerde kutlayacağımız Uluslararası Dünya Mutluluk günü için de neler yapılabilir, şimdiden düşünmeye başlamakta fayda var.

Bh6Qhu-CUAAjSMI_002

Bgx79n2CYAAq1AV