Uyumsuz’dan T insana nasıl da dalgalandım… İşte bunlar hep inovasyon için..

Dün akşam izlediğim Divergent etkisindeyim. İnsanın bilim kurgu ile kendi sınırlarını keşfe çıkmasını her zaman hayranlıkla izlemişimdir. Fedakar, bilge, nazik, dürüst, cesur ya da uyumsuz.. “Siz kimlerdensiniz, kimlerden olmak istersiniz?” ekseninde yine tam olarak insanın bozuk doğası üzerinden, “Kimse sadece tek birşey olmak zorunda değil ” KARMA” iyidir” sonucunu alıyoruz elimize.

Gençlerin hangi gruba ait olduklarını anladıkları halisünatif testler bana pek çok kişilik testini ve dahiyane İK uygulamasını anımsattı. Eskiden insanların hangi işe uygun olduklarını kafataslarını ölçerek bulurlarmış. Buna Frenoloji deniyor. Bir nevi Headhunting. Neyse.. Günümüzde biliyorsunuz beyin işin içine girdi mi olay ayrı bir çekicilik/boyut kazanıyor onun için de böyle testler var. 

Kimi istediğimizi bir şekilde tanımlıyoruz da o kişinin “O” olduğundan nasıl emin olacağız diye testlere dayanıyoruz. Başka bir yolu yok mu bu işin?

Filme dönelim. Testte ne çıktığın önemli ama özgür irade de unutulmamış.
Kaderini belirleyen senin ne/kim olduğun değil ne/kim olmak istediğin.
Doğum itibarı ile fedakar olabilirsin ama bu senin cesur olmayı seçmen önünde bir engel değil. (Bu kısım 10 yaşında bir kız çocuk annesi olarak bana Tinkerbell filmlerini anımsatmadı desem yalan olur. O da aslında işçi peri olmak istemez ama başka biri olmaya harcadığı enerjiyi doğasına uygun hareket etmeye harcamaya başlayınca özendiği o çok güçlü perilerin hepsinden daha yetenekli olduğu ortaya çıkar ya… Hikayeler de hep aynı aslında.. Seçim seremonisi aynıydı sanki.. )

choosingceremony2530761739a9777230084l

Tinkerbell deyince de aklıma işte son zamanlarda en beğendiğim tanımlardan biri olan

T shaped people tanımı geldi. 🙂

T insan kısaca sahip olduğu yetkinlikleri derinlemesine ve aynı zamanda geniş bir alanda kullanabilen insana deniyor. İdeo’nun ortaya çıkardığı bu konseptte teknoloji ve tasarım nispeten tanıdık olduğu için beni tedarikçi olma kısmı düşündürdü. Derinlemesine (deep) uzmanlık neyse bunu her zaman her yerde her koşulda (broad) sergilemek, sunmak, servis etmek yani içinde bulunduğun topluluk, kurum ya da dünya için kendi uzmanlığının tedarikçisi olmak. Daha çok herkes kendini böyle görse, değerlendirse yetenekten her yerde maximum faydalanılsa diye düşündüm.
Diyelim ki ben bir “Linker”ım. İnsanları, kurumları, olayları, ilişkileri, haberleri birbirine bağlarım. Bunu her zaman her yerde her koşulda yapmalıyım ki yeteneğimden tam anlamıyla faydalanılsın. Kişinin kendi markası için de bir anahtar bence.
Tasarımsal düşünme de çok önemli bir boyut. Varolanı farklı sentezleyerek yeni birşey dizayn edebilme becerisi. Analiz kadar senteze de önem verilmesi gerekliliği. Bu konuda bugüne kadar okuduğum en iyi yazı Mahfi Eğilmez’e ait. Analitik Düşünme Yeteneği

Şirketler kendileri için en iyinin kim olduğunu bilmek istiyor, insanlar “ben kimim, ne için uygunum” sorusuna rahatlatıcı bir cevap arıyor. O halde gelsin analizler, testler, değerlendirme merkezleri… Hiçbiri henüz şu basitlikte değil. Bir rivayete göre, Yeniçeri ocağına asker seçilirken sofra kurulurmuş ve yeni asker adaylarının nasıl yemek yediği izlenirmiş. İştahla yiyenler aynı iştahla savaşır, güçlü olur diye öncelikle alınırmış..

Günün sorusu: Görev için duyulan iştah nasıl ölçülür?

Advertisements